Çin hakkında her gün bir şeyler duyuyoruz. Çin Tehdidi, Çin’in Yükselişi, Çin Nüfusu, Çin’in Üretim Gücü, Çin Malı… Her yerde bir Çin haberi görüyorsunuzdur. Malumunuz üzere denizde kum Çin’de işgücü… Milyarlarca insan hatta robot misali çalışan milyarlarca insan sanırım daha doğru olur

Bir tüketici olarak mutlaka sizlerin aklına da müşterisi olduğunuz ya da olmadığınız firmalarla ilgili belki ihtiyaçlarınızdan kaynaklanan, belki de başkalarının ihtiyacı olabileceğini düşündüğünüz fikirler geliyordur. Müşterinin neye ihtiyacı var diye düşünmenin, araştırmanın yanı sıra, müşteriye bunu söyleme fırsatı verilse, hatta teşvik edilse daha verimli olmaz mı? Bahsettiğim web sayfasına, ya da mağazaya koyulan öneri/şikayet formundan çok daha öte bir iletişim kurulması. Müşteriyi buna özendirmek, ihtiyacının ve fikrinin değerlendirileceğini hissettirmek, hatta iyi bir fikir bulması için kaba tabirle gaza getirmek. Şirket içerisinde değil de müşterilere karşı uygulanacak bir öneri sisteminden bahsediyorum.

Hatırlarmısınız bir dönem ülkemizde her eve günde en az bir, hatta birkaç gazete girer olmuştu. Şimdilerde ise durumun böyle olduğunu sanmıyorum. Bunun sebebi de halkımızın cahilleşmesi, gazete okumayı bırakması falan değil. O zamanlarda da gazete için değil, gazetenin hediyesi 12 kişilik yemek takımı için gazete alınırdı. A gazetesi 6 kişilik yemek takımı verdiğinde, B gazetesi 6+1′i verdiğini duyururdu. Ertesi gün A gazetesi 6 kişilik yemek takımı için süper kupon verdiğini, yoğun ilgiye teşekkür olara yemek takımını 12 kişiliğe çıkardığını duyururdu. Süper kuponu mega kupon, süper mega kupon ve herkül kupon takip ederdi. Yemek takımları, sözlükler, ansiklopediler, masaj aletleri ve daha onlarca ıvır zıvır gazeteler sayesinde evimize girdi. Bu savaşlar o kadar kızışmıştı ki, gazeteler kuponla hediye vermesi yasaklanınca, 109 gün taksitle ansiklopedi alanlara günlük gazeteleri hediye etme gibi cin yöntemler buldular.

Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez! Atalarımız boşuna söylememiş. İster kabul edin ister etmeyin günlük hayatımızda oldukça geçerli olan bir atasözü bu. Kimi zaman tavuğu alan taraf oluyoruz, kimi zaman ise kazı kovalayan taraf. Bence bu atasözü müşteri memnuniyetini ve müşteri sadakatini de çok güzel tanımlıyor. Bizim olmayan müşteriyi kazanmak, müşteriyi elde tutmak, uzun vadeli ilişkiler kurmak ve bağlılık yaratmak için tavuğu esirgememek şart. Bütün bunlar için doğrudan ve dolaylı masraflardan kaçmamak, kaz gelecek yerden tavuğu esirgememek gerekiyor.

Bu yazının başlığı “Kelimelerin önemi” olsa idi muhtemelen daha az ilginizi çekerdi. Bu yazıdan daha öteye gidersek, bir kitap çıkaracağınızı, blogunuza bir yazı yazacağınızı, bir çok kişinin bulunduğu bir gruba e-posta atacağınızı veya bir kişisel gelişim eğitimi açacağınızı düşünün. Bu amaçla aynı içeriği (içerik değişse de aynı mesajı) farklı başlıklarla insanlara sunabilirsiniz.