Evren Bal tarafından yazıldı
Pazarlamanın hedefi olarak akla ilk gelen genelde müşteriler oluyor. Pazarlama aktivitelerimizi müşterilerimize göre düzenliyor, müşteri memnuniyeti ve sadakati sağlamak için çaba sarfediyor tüm enerjimizi müşteriye verip müşteri odaklı bir firma olmaya çalışıyoruz. Bizi müşterilerimize ve ortaklarımıza karşı temsil edecek olanlar çalışanlarımız olduğu içinde çalışanlarımıza bunun önemini anlatmaya çalışıyoruz. Yüzeysel baktığımızda buraya kadar olan kısım gayet normal ve olması gerektiği gibi gözüküyor ama bana soracak olursanız gözden kaçan önemli bir nokta var. Çalışanlarımız markamızı sevmeliki, müşterilerimize sevdirebilsinler.
Pazarlamanın hedefi olarak akla ilk gelen genelde müşteriler oluyor. Pazarlama aktivitelerimizi müşterilerimize göre düzenliyor, müşteri memnuniyeti ve sadakati sağlamak için çaba sarfediyor tüm enerjimizi müşteriye verip müşteri odaklı bir firma olmaya çalışıyoruz. Bizi müşterilerimize ve ortaklarımıza karşı temsil edecek olanlar çalışanlarımız olduğu içinde çalışanlarımıza bunun önemini anlatmaya çalışıyoruz. Yüzeysel baktığımızda buraya kadar olan kısım gayet normal ve olması gerektiği gibi gözüküyor ama bana soracak olursanız gözden kaçan önemli bir nokta var. Çalışanlarımız markamızı sevmeli ki müşterilerimize sevdirebilsinler.
Basit bir örnek düşünelim, bana bir müzik albümü satmak isteseniz muhtemelen favori sanatçınızın albümünü normal bir sanatçının albümünden çok daha etkili bir şekilde pazarlayabilirsiniz. Hatta bu sanatçıya gerçekten çok bağlıysanız bu albümünü bana satabilmek için elinizden geleni yaparsınız. Bu örnek yalnızca albümün satışı için değil, kaydının yapılması, paketlemesi, yerine ulaştırılması vb. tüm süreçler için geçerli olacaktır. (Örneği basit tutmaya çalışınca konu olarak biraz saçma olabiliyor, farkındayım. :) )
Çalışanlarınız markanıza gönülden bağlı olurlarsa bu örnekte de olduğu gibi , işleri olduğu için değil, markanıza olan bağlılıklarından dolayı ellerinden gelenin en iyisini yapacaklardır.
Peki bir çalışan zaten elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda değil mi? Buna cevabım hem evet hem hayır olacak. Markanıza (veya firmanıza) bağlı olan bir çalışanın sınırları doğal olarak artacaktır. Normal durumdaki performans doğal ve kabul edilebilir olsa da istediğimiz sonuç bu değil. Çalışanın bağlılığının önemini anlamak basit ama bu bağlılığı yaratmak o kadarda basit değil. Bunu etkileyen onlarca faktör var ama bana göre bunlar arasında en önemlisi ürüne, markaya veya firmaya birşeyler katıyor olabilmektir. Bunun içinde illa nihai ürüne bir katkıda bulunmak gerekmediğini belirteyim. Eğer çalışana çalıştığı süreçlerde var olanı uygulamak yerine, yenilikler ortaya atma ve varolanları geliştirme fırsatı verirseniz, yani sonuçta kendinden birşeyler bulmasını sağlarsanız bağlılık konusunda önemli bir adım atmış olursunuz. Bu bağlılık duygusu çalışanın motive olmasında özel sağlık sigortası, dolgun maaş, sosyal tesisler gibi ekonomik faktörlerden çok daha etkili olacaktır. (Bu diğerleri olmasın demek değil tabii ki :) )
Eğer çalışanlarınızı kendinize bağlayabilirseniz onlarda müşterilerinizi bağlamak için ellerinden geleni yapacaklardır.